EN MERAK EDİLEN 5 SORUYLA

LÖSANTE UZMANLARININ COVID-19’A İLİŞKİN GÜNCEL DEĞERLENDİRMESİ

 

1. Doğal enfeksiyona bağlı gelişen bağışıklık nasıl gelişir? Ne kadar koruyucudur?

 

  • Geçirilen SARS-CoV-2 enfeksiyonunu izleyen 2-3 hafta içinde antikorlar oluşmakta, ancak antikor düzeyleri aylar içinde azalmaktadır. Asemptomatik/hafif enfeksiyon geçirmiş bireylerde yapılan bir gözlemsel çalışmada, antikor düzeylerinin pozitif bulunmalarını izleyen iki ay içinde, bireylerin büyük çoğunluğunda azaldığı ve yaklaşık dörtte birinde negatifleştiği gözlenmiştir.

 

  • Enfeksiyonu farkında olmadan (asemptomatik) geçirenlerde antikorlar daha kısa sürede negatifleşmiş; ayrıca, yaşta her 10 yıllık artış, antikor titrelerinin iki ay içinde negatifleşme olasılığını %74 artırmıştır. Antikorları bulunan bireylerde semptomatik enfeksiyon gelişme riski çok düşüktür.

 

  • Antikorların zaman içinde azalması ya da negatifleşmesi, bağışıklığın kaybolduğu anlamına gelmemektedir.

 

  •  Diğer enfeksiyonlarda yapılan gözlemlerde, spesifik antikorları üreten plazma hücreleri zaman içinde yaşlanmaktadır; buna karşılık, bellek B ve T lenfositleri yıllarca, hatta on yıllarca, varlıklarını sürdürmektedir.

 

  • Şimdiye dek COVID-19’da yapılan en kapsamlı çalışmada, spike IgG ve nükleokapsid IgG antikor düzeylerinin bireyler arasında çok değişkenlik gösterdiği, ortalama yarılanma ömürlerinin, güven aralıkları çok geniş olmakla birlikte, sırasıyla, 103 ve 68 gün olduğu bildirilmiştir.

 

Antikor titrelerindeki tedrici azalmaya karşılık, 6 aylık izlem süresince spike proteinine özgü bellek B-hücre sayısının giderek arttığı, virusa spesifik bellek T-hücrelerinin yarılanma ömürlerinin de 3-5 ay düzeyinde olduğu gösterilmiştir. Dolayısıyla, dolaşımdaki antikor düzeyi zaman içinde azalsa da, virus ile tekrar karşılaşma durumunda yeni antikor üretme potansiyeline sahip hücreler uzun süre varlıklarını sürdürmektedir.

 

Toplam olgu sayısının 100 milyona aştığı günümüzde (14.02.2021), reenfeksiyonların çok düşük sayılarda (muhtemelen %1’in altında) bildirilmesi de, bağışıklığın, dolaşımdaki antikorların varlığından çok daha uzun ve güçlü olduğunu düşündürmektedir.

 

GÖRÜŞÜMÜZ: Covid-19 geçirenlerde, Antikorum azaldı, artmadı endişesine kapılmamalı, sürekli antikor baktırmak anlamlı olmayıp, sağlık personeli gibi risk altında olmayan gruplarda bellek sahibi T-lenfosit dediğimiz koruyucu hücreler sayesinde 6 ay süresince, maske ile tekrar enfekte olmak çok zordur.

 

2.  Doğal enfeksiyon geçiren COVID-19 aşısı yaptırmalı mıdır?

 

  • Enfeksiyon geçirdikten sonra kazanılan immünite; ‘’doğal immünite’’ olarak adlandırılır ve kişiden kişiye değişir. COVID-19 geçirenlerin yeniden enfekte olması nadir görülen bir durumdur.

 

  • İlk enfeksiyondan sonraki 90 gün içinde re-enfeksiyon olasılığı da düşüktür. Bu nedenle, toplumdaki diğer fertlerin de aşıya erişebilmesi adına aşılanmanın minimum 90 gün ertelenebileceği belirtilmektedir. 

 

  • Aşılama ile sağlanan immünitenin ne kadar sürdüğü konusunda henüz yeterli veri yoktur. Aşılamalar bittikten sonra daha fazla bilgi sahibi olunacaktır.

 

  • Hastalık geçirenlerin iyileşmeden sonra ne kadar süre tekrar hastalanma riski taşımadıkları konusunda henüz net bilgiler yoktur. 

 

  • İngiltere’de 20787 sağlık çalışanında yapılan Siren çalışmasında 6614 COVID-19 geçiren sağlık personeli ile 14173 negatif cohort grup düzenli antikor ve pcr testleri ile  takip edildiğinde; COVID-19 geçiren 44 hastada re-enfeksiyon, negatif cohort grupta ise 409 yeni enfeksiyon geliştiği gözlenmiştir.  Enfeksiyon sonrası ilk 5 ay koruyuculuğun %83 oranında sürdüğü ancak bu süreçte sağlık personelinde bulaştırıcılığın devam edebileceği ve re-enfeksiyon olasılığına dikkat çekilmiştir.

 

  • Başka bir çalışmada da benzer şekilde  COVID-19 geçiren sağlık personelinde antispike yada anti-nukleokapsid Ig G antikor varlığının yaklaşık 6 ay süre ile re-enfeksiyon gelişme riskini azalttığı saptanmıştır.

 

GÖRÜŞÜMÜZ: Sürekli virüs riskine maruz ortamda bulunan sağlık personelin de bile semptomlu ya da semptomsuz COVİD-19 geçirenlerde bile yaklaşık 6 ay tekrar enfeksiyon riski düşük bulunduğuna göre, sağlık personeli olmayanları minimum 6 ay aşı olmaması toplumun diğer bireylerine öncelik tanıması akıla uygundur ve tekrar hastalanacakmışım stresi yaşaması anlamsızdır.

 

3.  Aşı olmadan önce antikor bakmak gerekli mi? Antikor titrelerinin bir anlamı var mı? Güvenli bir cut-off tanımlamak mümkün mü?

 

  • Nötralizan antikorlar, özel laboratuvar altyapısı gerektirmesi nedeniyle, rutin olarak bakılmamaktadır. Saptanan spike antikorlarının (anti-S IgG) nötralizan antikor düzeyiyle korelasyon gösterdiği bilinmekle birlikte, anlamlı antikor titresi için standart bir eşik değer bulunmamaktadır; bu nedenle çıkan sonuçların yorumlanmasında güçlükler vardır. Ayrıca, farklı firmaların ürettiği kitler farklı nicel skalalarda rapor vermektedir. Diğer bir anlatımla, farklı kitler kullanılarak elde edilen antikor sonuçları karşılaştırılabilir değildir.

 

  • Bunlara karşılık, var olan aşıların, antikoru olanlara yapıldıklarında ciddi bir soruna yol açmadıkları, yalnızca, daha belirgin lokal yan etkilere neden olabildikleri bilinmektedir. Diğer yandan, büyük kitlelerin aşılamalarında, herkese antikor bakılması hem teknik olarak güç ve zaman alıcı, hem de yüksek maliyetlidir. Bu nedenlerle, aşılanmadan önce rutin olarak antikor bakılması hiçbir ülkede önerilmemektedir.

 

GÖRÜŞÜMÜZ : Sürekli başkaları ile antikor karşılaştırmak ve aşı öncesi antikor baktırmak anlamsızdır.

 

4.  Antikor pozitif olan bir kişi herhangi bir nedenle (yeterli bağışıklığının olduğuna inanması, antikor pozitif bulunması vb) şimdi aşı olmazsa, rapel yapılması önerilir mi?

Ne zaman ve kaç doz olmalı?

 

Bu soruların yanıtları henüz netlik kazanmamıştır. Yapılan çalışmalar enfeksiyon sonrası 5-6 ay antikor düzeylerinin varlığını göstermektedir. Bu nedenle, bugünkü bilgilerimiz ışığında  enfeksiyon sonrası re-enfeksiyona karşı en erken üç, en geç de 6 ay sonra  aşı yapılması önerilmektedir.  Yan etki vs çekincelerinin olduğu özel durumlarda antikor düzey takibi ile aşılama/rapel  zamanlamasına karar verilebilir. 

 

5. Çin aşısı olmalı mıyım ?

 

Basit bir anlatım ile Çin aşısı her zaman olduğumuz grip, kızamık, zatürre aşısı gibi ölü virüs aşısıdır, bu yüzden güvenirliliği yüksek, ancak etkinlik yüzdesi tartışmalıdır. Eldeki çalışmalar ile %50-65 düşünülmektedir.

 

  • Biontech, Modena ve Astra-Zeneca gibi aşılar ise basit bir anlatım ile sentetik canlı RNA aşılarıdır, etkinliği % 90 üstünde ancak disruptive bir ürün olduğu için orta ve uzun vade güvenirliliği bilinmemektedir.

 

Türkiye’de sadece Çin aşısı olduğu için şanslıyız, nedeni elimizde canlı aşı alternatifi de olsaydı bilim dünyamızda ve sağlık kurullarımızda hangisi olacağız diye çok büyük tartışmalar olacaktı. Bu yüzden sağlık kurulları ve sağlık çalışanları aşıyı hemen benimsedi ve kısa sürede 1 milyon kişi aşılandı. %50 etkinlik dahi olasa, 50 milyon kişi aşılandığında minimum popülasyondaki 25-30 milyon kişilik immün birey ülke riskini büyük ölçüde azaltacaktır. Böylece 2022 yılına kadar, canlı m-RNA aşılarında da bilmediğimiz yan etki endişemiz de biraz daha açıklık kazanacaktır.